|
|
 |
|
 |
FEELING
& THINKING
(Duygu
ve Düşünceler)
Sevgili Arkadaşlar Bu
bölümde her üç ayda bir verilecek olan konuda yayınlanmak
üzere yazılarınızı, duygu ve düşüncelerinizi,
sentezlerinizi, fikirlerinizi, politik görüşlerinizi,
kültürel ve edebi yazılarınızı, eleştirilerinizi
bekliyoruz...
Önümüzdeki üç ayın konusu ise şu:
"ULUS-ULUSALCILIK-AVRUPA
BİRLİĞİ-GLOBALİZM"
Bu kelimeler sizde hangi duyguları uyandırıyor? Neler
söylemek istersiniz. Lütfen aşağıdaki kurallara uyarak
bize yazınız...
|
|
 |
Shor tly
(Kısaca)
Sizlerde biliyorsunuz ki konuşmadan, yazışmadan,
tartışmadan
ileriye yönelik adım atamıyor kimse. Hani bir deyim
vardır atalarımızdan bize kalan "Hayvanlar koklaşa koklaşa,
insanlar konuşa
konuşa anlaşır" derlerdi. Sağ olsunlar. Yalnız
atalarımız dünyanın bu kadar ilerleyeceğini ve internetin (sanal
ortamın) geleceğini bilmiyor olacaklar ki bizim şu anımız için bir
şey söyleyememişler. O halde biz söyleyelim. Belki yarın bizim
torunlarımıza da bu yetmeyecek ve onlarda ana uygun başka
bir şey üretecekler. Çünkü günümüzde insanlığı ikiye ayırabilmemiz
mümkün. İnternet kullananlarla internet kullanmayanlar. Daha
doğrusu teknolojiden faydalananlarla teknolojiden
faydalanmayanlar. Faydalanamayanlarda var, sebepleri için elbetteki
nedenleri de çok.
Neyse, sözümüz şu: " İnternet kullanmayanlar konuşa konuşa,
internet kullananlar yazışa yazışa anlaşırlar". Gerçi bu yazıyı
ben beş yıl önce yazmıştım. Şimdilerde artık sanal alemde hem
konuşuluyor hem de webcam da birbirinin görüntülerini izleyerek
anlaşılabiliyor insan. Zaman nasıl da geçiyora getirmek istedim
lafı. :-) Hadi sağlıcakla kalınız...
PRINCE SWD

KURALLAR
1-Adınızı ve Soyadınızı mutlaka yazınız.
2-Email adresini yazınız.
3-Şehir ve ülke belirtiniz.
4-Göndereceğiniz ne ise ona mutlaka bir başlık kullanın.
(Örneğin resim gönderdiniz: "Yaz Tatilim", "Aile" gibi...)
2-Gönderdiğiniz şeyin hangi kategori için gönderildiğini mutlaka
belirtiniz.
(örneğin; Spor, Love, Politika, Senaryo yada müzik gibi...)
5-Yayınlanmasını istediğiniz şeyin size ait olup olmadığını
belirtiniz. Başkasına ait ise isim veriniz. SWD-VENUS
yayınlananlardan sorumlu değildir.
6-Göndereceğiniz yazılı metin ise lütfen kısa olmasına dikkat
ediniz. En fazla 1 sayfa.
7-Göndereceğiniz resim veya grafikse lütfen en fazla 200 KB
büyüklüğünde olmasına dikkat ediniz.
8-Göndereceğiniz kendi müziğiniz ise lütfen MP3 ebatlarında
olmasına dikkat ediniz.
9-Göndereceğiniz video-film ise lütfen MPEG olmasına dikkat
ediniz.
10-Lütfen argo kelimelerden, ırkçı ve şovenist tavırlardan,
hararet yaratacak ortamları bize göndermeyiniz. Katılımın ana
kuralı hoşgörü, bilgileşim, saygı olduğunu unutmayalım...
11-Tüm bunlara dikkat ederseniz gönderdiğiniz eserin yayınlanması
konusunda şansınız büyük olasılıkla artar...
>> E-mail
 
YOUR BLACKBOARD
(Sizin KARA
TAHTANIZ)
07-02-2006 /Türkiye
Yazan: Ş.W.Demir
Konu: Sorumsuzca yapılan karikatürlere yönelik İslam dünyasında
artan şiddet eylemleri.
Başlık: SORUMLU GAZETECİLİK UNUTULUNCA
NELER OLUR?
Günlerdir İslam
dünyasının önemli değeri olan son peygamber Hz. Muhammedi (s.a.v.)
ve İslam dünyasını hedef alan karikatür saldırılarına yönelik
tepkiler tüm dünyada şiddetini artırarak devam ediyor. En son
ölenlerin sayısı 5’e yükseldi. Türkiye’deki Papaz Andrean’ın ölümü
ailesinden ilgi göremeyen 16 yaşındaki bir genç tarafından
işlendi. Bu ise bir başka toplumsal sorun.
*
Yıllardır gazetecilik yapıyoruz. Ve geldiğimiz halk gerçekliği
bakımından fikir ve düşünce özgürlüğü konusunda hassasız. Büyük
acı ve deneyimler yaşadık. Her yazdığımız, her çizdiğimiz, her
söylediğimiz yasaklandı ve bize ağır cezalar olarak geri döndü.
Geçen süre içerisinde birçok deneyim kazandık ve değişimden yana
geliştik.
*
Ben yıllardır Türkiye’de ve Avrupa’da yaşıyor, durmadan yazıp
çiziyorum. Birçok kitabım Türkiye’de ve İran’da karşıt görüşlüler
tarafından aforoz edildi ve birçok tanıdığım insan yazıp
çizdiklerinden ötürü yargılanıp cezaevine konuldu. Burada fikir ve
düşünce özgürlüğüne karşı haksızlık konusunda şikâyetlerimiz oldu.
Ancak iş gazeteciliğe gelince hem yazan-çizen kişi, hem de editör
ne kadar basın özgürlüğü ne kadar sorumluluk diye kendisine bir
sormalıdır. Burada taşı kendimize de atmak istiyorum.
Yazdıklarımız ve çizdiklerimiz içinde çözümü birlikte
veremiyorsak, yazdıklarımız ve çizdiklerimiz salt provokasyona
yönelikse mesleğimize ve dünya insanlık görüşümüze aykırı şeyler
yapıyoruz demektir. Her ne kadar basın-yayın, fikir ve düşünce
özgürlüğü yaşantımız için çok önemli gereklilik ise, aynı zamanda
toplumsal sorumluluklarda bizim için önemli olmalıdır.
Reaksiyonlar ne olacaktır bunu önceden ölçebilmeliyiz. Bana
kalırsa cereyan eden bu olaylarda ne gazeteci-ne karikatürist, ne
editör ve ne de onları basın özgürlüğü adı arkasına saklanan
Danimarka Başbakanı ve halkları kışkırtmaya çalışan kimi Avrupalı
sağcı milletvekillerinin açıklamaları sağlıklıdır. Çünkü büyük
değerlerini sarsmaya yönelik İslam dünyasını karşılarına alan bu
insanlar olayların böyle gelişeceğinin bilincindeydiler. Aynen
Paris gettolarında başlayan olaylara saygısız bir Başbakanın
açıklamaları ve sonrasında gelişen olayların çığırından çıkması
gibi. Bu türden devlet yetkililerinin amaçları nedir? Paris’teki
olaylarda yabancılara taviz yok mesajı verilmek istenmişti.
Bugünkü olaylarda ise amaçları İslam dünyasını fikir ve düşünce
özgürlüğü yoktur gibisinden saptırımlarla dünya kamuoyunda
lekelemektir. Hâlbuki İslam dünyasındaki bu sorun fikir ve düşünce
özgürlüğü ile değil toplumsal ve dinsel değerleriyle alakalı bir
şeydir. Üstelik AİHM’ DE Hz. İsa ile ilgili bir davada sonuçlanmış
ve din gibi değerli unsurlara halkları kışkırtacak şeylerin
yapılmaması konusunda karar verilmişti. Kendilerine hayır da İslam
dünyasına serbest mi olacaktı? Elbette ki hayır. Fakat her sorun
da şiddetle çözülecek değildir. Şiddet ne İslam’a, ne
Hıristiyanlık’a ve başka dinlere ne de insanlığa yakışır. Kimse ne
şiddetten yana olmalıdır ve nede şiddete taviz vermelidir. Hukuk
denilen bir şey vardır. İşte tam da bu noktada Batı ile Doğu’yu
birbirinden ayıran en önemli nokta beliriyor. Batılılar hemen
hemen birçok olaylarına hukuk platformlarında çözüm aramaya
giderken, Doğulular ise genelde en küçük olayda bile şiddete
yöneliyorlar. İşte bu da bize en önemli eksikliği, yani
eğitim-öğretim eksikliğini hatırlatıyor. Bu toplumsal eksiklik
giderilmediği sürece en küçük olaylarda bile bayraklar yakılmaya,
konsolosluklar taşlanmaya, insanlara linç girişimi yapılmaya,
dükkânlar yağmalanmaya ve insanlar öldürülmeye devam edecektir. Ve
batı dünyası da her seferinde Doğunun bu eksik yanını hor görüp
onu ezmeye ve çoğu dönemlerde olduğu gibi de kendi çıkarlarından
yana bu eksikliği kullanmaya çalışacaktır. Eğer Doğu bunların
olmasını istemiyorsa, bu gidişe bir nokta koymak istiyorsa biran
önce reformlar yaratıp eğitime büyük önem ve teşvik vermelidir.
*
Sonuç olarak bu tür olaylardan ne Doğu ve ne de Batı kazançlı
olarak çıkar. Sadece kaybedenler olur: İnsanlar...
*
İnsanoğlunun büyük mücadeleler sonrası elde ettiği en büyük
değerlerden biri olan insan hakları, fikir ve düşünce özgürlüğü,
basın ve yayın hakkı gibi değerleri sorumsuzca kullananları,
demokrasiyi toplumları kışkırtmak amacıyla kullananları, ama öte
yandan sorunlara karşı çözümü şiddette arayanları ve halkları
burada da kışkırtanları hararetle reddediyorum ve herkesi
sağduyulu davranmaya davet ediyorum.
Ş.W. Demir
(Email/Msn: princeswd@hotmail.com) (Not: Arkadaşlar bana email
yazacaksınız lütfen ç, ğ, ı, ö, ş, ü harflerini kullanmayınız
yerlerine c, g, i, o, s, u harflerini yazınız.)
PRINCE SWD
 
|
|
 |
 |
 |
|
DİKKAT!
"REKLAM PANOSU"
Sn. Yetkili, binlerce kişinin ziyaret ettiği sitemizin bu
bölümüne yada başka dilediğiniz bölümlere reklam verebilirsiniz,
duyuru yapabilirsiniz, kartvizit yada logo yapıştırabilirsiniz
veya kısa haber yazabilirsiniz, ve yine kendi sitenize link
yönlendirebilirsiniz...
Yer ve uygun fiyat konusunda bize hemen yazabilirsiniz!
İletişim
|
REKLAM
|
|
REKLAM
|
|
REKLAM
|
| |
 |
| |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|