Sinema Tarihi ve Sinemada
Akımlar
(927 kelime)
(4120 okuma) 
Sinema, Auguste ve Louis Lumiere adında iki kardeşin
keşfettiği, resimlerin arka arkaya gösterilmesini
sağlayan sinematograf (cinematographe) ile Paris’te
bir kafede yapılan bir film gösterisiyle başlamıştır.
28 Aralık 1895’de yapılan bu gösteride, bir trenin
gara girişi gösterilmiştir. İzleyicilerin hepsi,
trenin kafeye çarpacağını düşünüp, kendilerini dışarı
atmışlardır. 1896’da Londra ve New York’ta gösterimler
yapmışlardır. Fakat sinemanın, geleceği olmayan bir
keşif olduğunu düşünüp, Georges Melies isimli, daha
sonra büyük bir film yapımcı olan, Houdini
Tiyatrosunda ilüzyoniste satmışlardır.
Georges Melies, kariyerinde 531 film yönetmiş olan, sinema tarihinin en
önemli karakterlerinden biridir. Stop-motion ve elle
renklendirme tekniklerinin kaşifidir. Lumiere
Kardeşler 1903’de Autochrome isimli aleti bulana
kadar, elle renklendirilmiş pek çok film vardır.
Melies’in en ünlü filmi Ay’a Seyahat (Le Voyage dans
la Luna) 1902 yılında çekilmiştir. Jules Verne
hikayesi olan Ay’a Seyahat, ayrıca ilk bilim-kurgu
filmidir. Filmdeki ana karakter Jean-Luc Dupont, Star
Trek dizisinin ünlü kaptanı Jean-Luc Picard’ın da isim
babasıdır.
Thomas Edison, sinema tarihi sahnesine 1893’de
girmiştir aslında; ama 20. yüzyılın ilk çeyreğine
kadar kayda değer bir film üretmemiştir. Georges
Melies’in Ay’a Seyahat filmini, New York’da gösterip
büyük paralar kazanmıştır ve Melies’e hiç para
ödememiştir. Black Maria isimli film stüdyosunu
kurmuştur. 35 mm film şeridini geliştirmiştir ve bu
yöntemle Fred Ott’s Sneeze isimli filmi çekmiştir.
Sinemanın bir ortam (medium) olması Edison
sayesindedir.
Sinema tarihinin başlangıç noktası bu dört kişi
olarak gösterilmektedir. Üçü sinemayı bir sanat olarak
görmesine rağmen, Thomas Edison sinemayı bir işe
dönüştürmüştür. 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren
Amerika ve Avrupa sinemaları arasındaki fark oluşmaya
başlamıştır. Amerikan sineması kar amacı güderken,
Avrupalılar sinema sanatını geliştirmeye devam
etmişlerdir. Yedi ana gruba ayrılan sinema akımlarının
çoğu, bu sebepten dolayı Avrupa’da doğmuşlardır. Şimdi
kısaca bu akımların neler olduğunu öğrenelim:
1.Dışa Vurumculuk
1900’lü yıllarda özellikle Almanya, Fransa, Rusya,
İsveç, Norveç ve Amerika’da görülen bu akım, normalin
dışında olan, bilinç altının yansıması olarak
tanımlanır.Diğer adıyla Ekpresyonizm olarak da bilinen
bu akım, insanların başkaldırışlarıyla oluşmuştur.
Baskıcı rejimlerde yaşayan halklar tarafından
yaratılmış ve kabul görmüştür.
1919 ve takip eden 20 senede özellikle Alman
sineması tarafından kullanılan bu üslup, gerçeküstü
dekor, yapay rol yapma ve surreal bir dünyada geçen
hikayeleriyle göze çarpar. Kaba görüntüler filme
hakimdir, gerçek dünyaya ve mutlu hayata olan özlem
anlatılır. Akımın en önemli filmleri şunlardır:
Stellan Rye’dan Prag’lı Öğrenci, Henrik Galeen’den
Golem, Otto Rippert’dan Homunculus, Robert Wiena’dan
Doktor Kaligari’nin Muayenehanesi.
2. Şairane Gerçekçilik
Fransa’da doğmuş bir akımdır. En çok izleyici de
gene bu ülkede toplamıştır. Şiirsellik ve gerçekçilik,
akımın iki önemli elementidir. Şiirsellik, mekanlarda
ve karakterlerin davranışlarında gözlemlenebilir.
Islak caddelerde veya kır kahvelerinde geçen olaylarda
başrollerde umutsuz katiller veya evlilikleri mutsuz
geçen kadınlardır. Yasak aşklar, en çok işlenmiş
konulardan biridir. Gerçekçilik ise, hayatın
sertliğini vurgulamak için kullanılan polis veya
gangster karakterleri sayesinde oluşur. Akımın en
önemli filmleri şunlardır: Jean Vigo’dan Hal ve Gidiş
Sıfır, Jean Vigo’dan Geçip Giden Çatana.
3. Yeni Gerçekçilik
İtalya’da 1945 sonrasında doğmuş olan bu akımın ana
düşüncesi şudur: Genel Erkek ve kadına yönelmelidir.
Gerçek hayat oluşumlarında kapının dışında çekimler
yapılmalı; adeta bir belgeselle aynı tarzda olmalıdır.
Yeni Gerçekçi yönetmenler, kameralarını
stüdyolardan çıkarıp sokağa taşıdılar. Doğal ışık
kullanmayı tercih ettiler ve aktörler de doğaçlama rol
yaptılar. Hareketli kamera ve doğa sesleri, akımı
belirleyici özelliklerdendir. Senaryo olmadan, olaylar
olduğu gibi görüntüleniyordu. İşsizlik ve ekonomik
kaos başlıca konulardandı. Akımı belirleyen filmler
şunlardır: Luchino Visconti’den Postacı Kapıyı İki
Kere Çalar, Rocco Kardeşlerden Almanya Sıfır Yılı,
Vittoria De Sica’dan Bisiklet Hırsızları.
4. Yeni Dalga
Sadece Fransa’da yaşanmış olan bu akım, 1950
sonrasında ortaya çıkmıştır. Esas çıkış noktası,
Hollywood’a rakip olmak ve sinema sanatına hakettiği
saygıyı göstertmekti. Savaş sonrası kurulan CNC (Contre
National Cinematographie), Fransız sinemasını epeyce
canlandırdı. Çılgın Pierrot ve Ve Tanrı Kadını Yaratı
gibi filmler bu akımın öncülerindendir. Yeni
Gerçekçileri örnek alıp doğal ışıklar kullanmışlardır.
İlk defa başka filmlere göndermeler, bu akımla
yapılmıştır. “Tarantino Tarzı” denen, karmaşık kurgu
ve kronolojik olmayan sahne sıralaması, ilk bu dönemde
yapılmıştır. Çarpıcı geçişler ve uyumsuz sahneler
vardır. Komik bir sahne, bir anda cinayetle bitebilir.
Karakterler genelde toplumla çok alakalı olmayan,
siyasetten ve aile kavramından uzak, öğrencilerdir.
Akımı temsil eden başlıca fimler şunlardır: Alain
Resnais’den Geçen Yıl Marienbad, François Truffaut’dan
400 Darbe.
5. Özgür Sinema
1956 yılında Karel Reisz ve Tony Richardson
tarafından yönlendirilen, politikaya bile yansıyan bu
akım, çalışan sınıfın problemleri ve sosyal içerikli
konularıyla dikkat çeker. İngiliz Sinema Enstütüsü (BFIY)
destekli bu akım, belgesellerle başlamış, sonra konulu
filmlere geçmiştir. Akımın önemli filmleri şunlardır:
Lindsay Anderson’dan This Sporting Life, Tony
Richardson’dan Öfkeli Gençler.
6. Yeni Sinema
1960’lı yıllarda Brezilya’da yayılmaya başlayan bu
akım, yabancı etkilerden uzak, kendi kültürüne ait
film yapmayı hedefliyordu. Toplumsal sorunları,
belgesel gerçekliğiyle işleyen bu akımın filmleri, her
ülkede folklorik öğelerle besleniyordu. Anlatım
özgürlüğü ve bağımsızlığı önemli iki elementidir Yeni
Sinemanın. 1967 yılında başlayan ekonomik krizler, bu
akımına darbe vurdu. Renkli karnavalları ve eğlenceli
toplantıları anlatmaya başlayan yeni filmlerle akım
saptırıldı. Açlığın ve tutkunun sineması olan Yeni
Sinema kısa zamanda önemini kaybetti. Başlıca filmer
şunlardır: Glauber Rocha’dan Kendinden Geçmiş Ülke,
Antonia Des Mortes’den Fırtına, Ruy Guerra’dan Arzu
Plajı.
7. Deneysel Sinema
Sinemada alışılmışın dışında yenilikler deneyen bu
akım, gelenekleri takmayan bir yapıya sahiptir. Sinema
tarihi boyunca varolmuş bu akım, dünyanın her yanında
bulunmaktadır. Bağımsız, avangard ve yeraltı türleri
bu akıma dahildir. Başlıca örnekleri şunlardır: Andy
Warhol’dan Uyku, Tony Conrad’dan Kırpışma, Louis
Bunuel’den Endülüs Köpeği, Viking Eggeling’den Çapraz
Senfoni.
Son olarak da sinema tarihinde kilometre taşı
bir-iki olaydan bahsedeceğim. 1922 yılında Fox film
stüdyoları, newsreels (sinemada yayınlanan haberler)
çekimlerini sesli yapmaya başladı. 1927 yılında Warner
Brothers stüdyoları ilk sesli filmi çektiler: The Jazz
Singer. 1932 yılında Disney stüdyoları ilk tam renkli
filmi çekti: Flowers and Trees. 1937 yılında Disney
stüdyoları Snow White (Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler)
isimli ilk uzun metrajlı animasyon filmi üretti.
Can “Ponpon Necromancer” Turgay
Kaynakça:
Wikipedia
John Vivian: The Media Of Mass Communication
Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü
|